• Oyunculuk kariyerinin başlangıcı tiyatro… Nasıl karar verdin, nasıl bir eğitim aldın?
Kısa bir cevap vermem gerekirse abim sayesinde oldu. Küçüklüğümden beri benim bu yeteneğimi görüyorlardı zaten, ama ailemin tiyatro ile pek ilgisi yoktu. Abim ne zaman ki güzel sanatların tasarım bölümünü kazandı, oyunculuk bölümüne girişime zemin oluştu. Abimin arkadaşları beni çalıştırdı ve kazandım sınavı. Çok güzel bir serüvendi benim için. Çünkü hayatımda ilk defa sahneye çıkıcaktım. Her şey yolunda gitti ve abimle İzmir’de okumaya başladım. 4 yılın sonunda Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümünden mezun oldum :)
• Tiyatrodan kamera karşısına geçiş nasıl oldu? Hangi projelerde yer aldın?
Mezun olduktan sonra Bursa’ya ailemin yanına döndüm. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda sözleşmeli çalıştım. Sonra bir arkadaşım İstanbul’da reklam ajansını önerdi. İstanbul’a gittim ve hemen bir reklamda oynadım. O zamana göre “yeni yüz”müşüm ve reklamda çok şansım varmış… Kamerayla tanışmam böylelikle başladı. Reklamlar ardı ardına geldi, sonra dizilerde küçük roller... Böyle devam etti işte.. İlk dizi denemem “Tatlı Kaçıklar”dı. Daha sonra “Kınalı Kar”a kadar da birkaç dizide oynadım. Kınalı kar kendimi göstermem için kilit bir dizi oldu. Hep uzun soluklu dizilerde oynadığım için fazla dizim de yok aslında. Kınalı Kar’dan sonra Sev Kardeşi, Annem, Selena ve Parmaklıklar Ardında... Tabi bunların dışında bolca reklam ve tiyatro yaptım…
• Bunların arasında Parmaklıklar Ardında en uzun soluklu proje oldu sanırım. Bu dizide yer alman nasıl oldu?
Aslında en soluklu projem Kınalı Kardı, iki buçuk sene sürdü. “Parmaklıklar Ardında”da uzun bir iş üçüncü sezonu çekiyoruz. Ben 2. sezonda geldim. Menajerim bana “Sinop’a gidebilir misin?” diye sorduğunda şaşırdım. Sinop’u hiç bilmiyordum sadece uzaktı, İstanbul’da oynamakta olduğum 'Letafet' adlı oyun vardı. Eğer oyunlarım ayarlanırsa gelirim dedim ve Sinop a doğru yol aldım :)

• Bu dizinin bu kadar popüler olmasını ve devamlılığını neye bağlıyorsun? Merak edilen ama bilinmeyen bir hayatı yansıtması olabilir mi?
Bu dizinin bir alternatifi yok ve sanırım bu yüzden tutuluyor. Ayrıca doğru proje, doğru cast, doğru yapım, doğru senaryo, yönetmen ve oyuncular... Bunların hepsi bir araya gelince yapılan iş de beğeniliyor. Ayrıca insanlar cezaevi yaşantısını merak ediyor. Bu dizide farklı yaşamların öyküsü anlatılıyor olması ve senaryonun devamlı yenilenmesi de etken... Konular insanı sıkmıyor, çekimlerimiz sesli olduğu için ekrana daha inandırıcı ve samimi geliyor.
• Bu kadar uzun sürenin sonunda dizide canlandırdığın karakterin bazı şeylerinden etkilendiğin oluyor mu? Mimik, tavır konuşma gibi?
Tabi ki... Sonuçta o karakteri ben oluşturuyorum ve bendeki malzemeyle ortaya çıkıyor. Kendi tavrımı o karaktere göre yansıtıyorum. Hepsi bu…
• Gündelik hayatta nasıl tepkiler alıyorsun izleyicilerden? Genelde dizi oyuncuları rolleri ile ilgili güzel ya da kötü tepkiler aldıklarından bahsederler hep…
Beni seyirci hep ağlayan, ezilmiş rollerde gördü. Benim yüzümden çok ağladılar galiba :) Beni seviyorlar, kendilerinden oldum... Bu dizide kötü karakteri oynuyorum. Yani uslanmaz, edepsiz, her türlü oyunu yapabilecek, entrikacı bir kadın. Ama seyirci yine bana acıyor, çünkü bunları yapma sebebini ortaya çıkarıyorum galiba...

• Dizi Sinop’ta çekiliyor ve ekip olarak zamanınızın büyük bir bölümü orada geçiyor. Ekrandan göründüğü kadar şirin bir yer mi? İstanbul’u özlemiyor musun?
Ben Sinop’a aşık oldum. Evet İstanbul’a çok gidemiyoruz ve özlüyoruz. Yoğun çalışıyoruz, ama ben doğa aşığı olduğum için buradaki, yeşillik, mavi deniz benim ruhumu doyuruyor. Kışın zorlanıyoruz. Çünkü kışı çok kış buranın :) Karadeniz gibi değil burası, kendimi çok enteresandır ki Marmara’da hissediyorum. Burası kocaman bir koy ve yazın burada yüzmekten çok hoşlanıyorum.
• Bugüne kadar tiyatro ya da sinemada canlandırdığın karakterler arasında seni en etkileyen hangisi oldu? Kendini çok iyi ifade edebildiğine inandığın?
Tabi ki “Kınalı Kar”da oynadığım Zehra karakteri. Yıllarca o karakteri oynayınca onu seviyorsunuz. Şimdi aynı şeyi “Parmaklıklar Ardında” da oynadığım Yasemin için düşünüyorum. Çünkü sürprizlerle dolu ve beni heyecanlandırıyor.
• Hiç “keşke daha farklı bir meslek edinseydim” dediğin oluyor mu? Oyunculuğun zorlukları neler?
Yok. Ben istediğim mesleği yapıyorum. Elbette çok zorluğu var, öyle görünmese de dışarıdan. Bazen bir inşaat işçisi kadar ağır şartlarda çalışıyoruz. Tabi bunu duyunca herkes şaşırıyor. Koğuşa gelin ve işyerim nasıl bir yer görün diyorum :) Zor, yorucu, ruhen ve bedenen yıpratıcı... Ama ben bu yola bilerek ve isteyerek baş koydum, seviyorum inadına…

• Oyunculukla ilgili hedeflerin neler?
Daha iyi, daha kaliteli, daha kalıcı işlerde oynamak isterim hep… Oyunculuğun sonu yok, her karakter sana bir şey öğretiyor. O yüzden hep iyiye gitmek amaç.
• Peki hayalinde nasıl bir oyun ya da filmde rol almak var?
Mesela en son seyrettiğim “Nine”' müzikalinde oynamak isterdim. Kendimi seyrederken orada gördüm... Galiba müzikal oynamak istiyorum ama “harbi” müzikal. “Nothing Hill”de ben oynamalıydım da diyorum. Ah işte biz oyuncular çok doyumsuz oluyoruz :) Hayallerimiz biterse biz de biteriz…
• Bize vakit ayırdığın için sana çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz...
Atıl ATILGAN
atil@beedanismanlik.com
