Yazarlar

Duygu Yılmaz
Ece Arar
Ethem Genim
Random Kiss
Bahadır Birgücü
Rahmi Barutçu
Turgut Yüksekdağ
Özen Özer
Onurcan Türkkan


Konuk :: Mutlu Tönbekici - Yazar


Resim Mutlu Tönbekici - Yazar
Vatan yazarı Mutlu Tönbekici "Parti verip herkesi çağırıp, sonra da kimsenin gelmemesi korkusu benim hayatım…”

Bu Haberi Paylaşmak İster misiniz ?
Share |
  Metni Boyutlandır + -

 

erkekadamiz.biz’in tek kadın yazarı olarak kadınları da bu sitenin bir parçası yapmaya kararlıyım! Bu motivasyonla “msn röportajları”ma başlıyorum. 

Erkeklerin ne düşündüğünü merak edecekleri, kadınların da mutlaka kendilerinden bir parça bulacakları ünlü kadınlarla msn’de kadın erkek ilişkileri ekseninde birçok konuyu konuşacağız. İlk konuğum Vatan köşe yazarı Mutlu Tönbekici.

 

Mutlu her zamanki gibi tüm samimiyetiyle yanıtladı soruları.

Mutlu her zamanki gibi kendisi…

Mutlu;  röportajda da okuyacağınız gibi bir “karakoyun”.  Son günlerde kırk yaş yazıları dikkat çeken Mutlu Tönbekici’yle bakın msn’de neler konuştuk;

 

ece: Mutlu merhaba. Son kırk yaş yazılarından başlayalım istiyorum. geçen gündü doğum günün. kırk yaşına bastın, hakkında da yazdın. şunu sormak istiyorum, kadınlarla erkeklerin kırk yaşı algılayışı nasıl? biz mi daha derin bakıyoruz olaya? kadınlar yani…

mutlu:
Hmmm. Erkek kadın ayrımı yapmak doğru mu emin değilim… Onlar da insan yahu! Hehehe. Bir kere yazdıklarım 40 yaş bunalımı değil.

 

ece: yok değil. ama yani erkekler düşünüyor mu bunları bizim kadar?

mutlu:
düşünüyordur mutlaka. Fakat onlar için 40’a girmek avantaj bizim içinse dezavantaj. Fakat illa ki onlar da yattıklarında yatağa şöyle bir (mesela 5 sn) düşünüyorlardır "vay be 40 bitti haa" diye

 

ece: avantaj ne onlarda? olgunlaşmak mıdır, nedir?

mutlu:
Olgunlaşmak mı? Erkek mi? he he he… Yok. Daha cazip olmak… Çok deli veya salak değilse illa ki o yaşa gelinceye kadar fena olmayan bir geliri olmuştur, daha rahat olmuşlardır, saçlarındaki kırlar da daha yakışıklı yapmıştır...

 

ece: hımm. kırk yaşındaki kadın ise “yaşlanıyorsun sen!!” baskısı altında gibi. bizde mi böyle bu, her yerde mi böyle?

mutlu:
her yerde böyle değil. en azından bu kadar değil. 40ında yeni sevgili yapmanın pek kolay olduğunu sanmıyorum.

 

ece: peki sen otuzken nasıl bir kırk yaş düşünüyordun, ya da ne bileyim yirmi iken? erken yaşta çalışmaya, kendi paranı kazanmaya başladığın biliyorum. hayalinde herhalde yine iş güç devam eder... vardı kırklık mutlu'yu düşünürken. peki aile, çocuk?

mutlu:
otuzumda kırkımı düşünmüyordum. çocuk sevdiğim bir şey değil. fakat “aa bi tane mutlaka olsun ama “dolduruşu yüzünden yapayım bari diyordum. ulan ne saçma bir şey. sanki bir tane evden söz ediyoruz. Hiç olmazsa bir tane olsunmuş…

 

ece: e ne hayal ettin? etmedin mi bir şey? bir çocuk olsun.. hayali çabuk geçti anladığım kadarıyla. istemedin. vazgeçtin

mutlu:
doğrusu şu: ne zaman hamile kalsam bunalıma girdim, kendime yakıştıramadım. bir felaketle karşı karşıya olduğumu düşünüp krizlere girdim. sanki 18 yaşındayım da daha önümde okul vs var... fiziksel olarak belki geçti bile ama zihinsel olarak çocuk yapma yaşına gelemedim hiç.

 

ece: hah, iyi tarif ettin. ayrıca öyle bir yaşa gelmek gerekmiyor zaten. böyle de bir baskı var ama... hangi kesimden olursan ol.. çocuksuzsan eksikmişsin gibi… peki başka hayaller? yok muydu başka hayaller?

mutlu:
benim hayallerim 18'imde çok süperdi. 40 yaşımda kesinlikle yurtdışında olacaktım bir kere. bir gazetenin dış temsilcisi.mesela Paris. zehir gibi bir fransızca bilecektim. sonra ne kadar gazeteci varsa hepsnii tanıyor olacaktım. her hafta Seinne Nehrine bakan çatı katımda parti verecektim… bir de çok sosyal olacaktım. bari Türkiye'de sosyal ol. o da olmadı.

 

ece: sonra bir noktada insan "aaa olmadı ya, hayalmiş bunlar. ben bu kadarım" diyor. ne zaman dedin bunu sen? bir kırılma noktası var çünkü..hayallerin bittiği nokta.

mutlu:
HAH.. işte o galiba 30’umda oldu. düşündüğüm kadar zeki, sempatik, becerikli değilmişim.ulan ne fena bunu anlamak…

 

ece: o kırılma noktası çok fena çok…

mutlu:
evet berbat bir an. kafana dank eder. Ertuğrul Özkök'ün kankisi olamayacağın veya Murat Belge'nin en sevdiği genç yazar vs. kendimi koyduğum yerde olamadım… nasıl olunur bunu da bilmiyorum. "parti verip herkesi çağırıp sonra kimsenin gelmemesi" korkusu benim hayatım… Hasan Cemal'in 50. yılı partisinde olmak veya olamamak…

 

ece: “parti verip herkesi çağırıp sonra kimsenin gelmemesi" korkusu benim hayatım…bu çok içli geldi bana

mutlu:
içli tabii.

 

ece: ama abartılı bir korku olmasın? yani aslında böyle değil ama sen böyle zannederek yaşıyorsun…

mutlu:
olabilir. mutlaka da öyledir.

 

ece: bir de derin bir mesele gibi. yani kökünde bunun bir olay ya da ne bileyim olaylar zinciri var gibi. sanki dışarıdan bakan biri için ise mutlu mu? elbette "parti yapsa herkes gider oraya" gibi görünüyor.

mutlu:
di mi? ama işte ya gelmezlerse korkusu bir kere yerleşince parti vermiyorsun zaten.

 

ece: oo çok enteresan bir konu bu mutlu...bunun üstüne yazmalısın!

mutlu:
yazayım tabii. içimdeki "zavallılıkları" bir kez daha yazayım… bizim şov bizınısta böyle şeyler sevilmiyor, hep öveceksin kendini. bir parti verdim ay inanır mısınız 500 kişi geldi diyeceksin…

 

ece: seni sevenler, sürekli takip edenler sanırım eğrisiyle doğrusuyla, içtenliğinle yazdığın için seviyorlar, şimdi bu geldi aklıma. hah işte.. bu yüzden o show businesstan ayrı bi yerde yazıların.

mutlu:
evet ama işte Hasan Cemal'in 50. yıl partisinde de yokum… yahu dünkü hıyarlar bile çağrılmış. hiç anlamadığım bir tip var. daha geçen ay yazmaya başlamıştır, herkesle kankidir! “Ertuğrul aağbi, Hasan aağbi, Yılmaz aağbi…” diyor.

 

ece: sen karakoyunlardan biri oluyorsun bu durumda!

mutlu:
kara koyun, kumral koyun, yok koyun…

 

ece:  peki son olarak aşktan söz et bana, eğlenceli kısmından.. var mı mutlu aşk mutlu?

mutlu:
aşk? valla ben yine ayşe arman tarifleri veremeyeceğim… aşık olduğum zaman mutlu oluğum zamanlar değildi. o nedenle aşk bana iyi şeyler hatırlatmıyor. ben meşk seviyorum. kavuşamayınca aşk kavuşunca meşk olur. ben kavuşmalı işleri seviyorum. ruhen, bedenen, kavuşalım

 

ece: e tamam da kavuşmuşsun, aşk olmaz mı orada da, olamaz mı?

mutlu:
kavuşunca aşk olmaz. meşk olur. ve meşk en iyisidir. hastalıklı değildir aşk gibi. şefkatlidir. Anlayışlıdır, merhametlidir. korkak değildir, sakindir meşk.

 

ece: güzel anlattın... okuyuculara meşk dileyelim o zaman…

mutlu:
dileyelim anasını satayım!

  

 
Ece ARAR

 


. 20.01.10 .1162 Okunma .
1 Yorum
Mutlu Tönbekici yazar vatan Ece Arar



Yorumlar

loverman | 25.01.2010 00:27:41
Çok samimi bir röportaj olmuş tebrikler... Yenilerini sabırsızlıkla bekliyoruz Ece hanım :)


Yorum Yapın

Adınız Soyadınız
  Nickname Kullanabilirsiniz
e-posta
    Sayfada Görüntülenmeyecektir
Yorumunuz
 
Güvenlik
 





Sürüş İzlenimleri





 Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden hiçbir şekilde kullanılamazlar.   © 2009-2011 Bee Danışmanlık Ltd.Şti. »  Sistem : ApeksWEB  »  Yazılım: Bildix