Yazarlar

Duygu Yılmaz
Ece Arar
Ethem Genim
Random Kiss
Bahadır Birgücü
Rahmi Barutçu
Turgut Yüksekdağ
Özen Özer
Onurcan Türkkan


Konuk :: DJ Tarkan


Resim DJ Tarkan
Ülkemizde dans müziğinin en başarılı ismi olarak kabul edilen ve Dünya’nın en iyileri arasında gösterilen DJ Tarkan ile keyifli bir söyleşi yaptık...

Bu Haberi Paylaşmak İster misiniz ?
Share |
  Metni Boyutlandır + -

-Profesyonel müzik kariyerine Power FM'de başladığını öğrendik. Production'da tonmaister gibi bir görevmiydi bu? Nasıl başladın nasıl gelişti biraz o yılları anlatırmısın bize ilk olarak...
Profesyonel anlamda bu yolun başlangıcıydı Power FM. Herşeyi öğrendiğim ve kendimi geliştirdiğim yer olarak da adlandırabiliriz aslında. 1995 – 1996 yılları arasında gecemi gündüzüme kattığım,  hiçbir zaman untamayacağım bir radyo istasyonu ve o dönemin Power FM Müzik Direktörü Atilla Şen. Yıllar sonra tekrar aynı çatı altında buluşmamız da enteresan oldu. Bugün Doğuş Grubu bünyesinde bulunan ve ilk senesini henüz geride bırakan Virgin Radio’nun Genel Yayın Koordinatörü olarak beni transfer etti iki ay önce. 
 

-Sonrasında kulüp DJ'liğine geçiş nasıl oldu?

Kulüp dj’liğine geçiş aslında Power FM’e başladığım yıl oldu hemen. Radyoda çalışırken aynı zamanda geceleri Taxim’s Night Park’ta çalmaya başladım ve böyle bir isim bir kulüpte başlamak aslında rüyalarımın gerçekleşmeye başlaması anlamına geliyordu.

 


-Radyo kariyerinde önemli bir yere sahip ve hala da bu devam ediyor. Az önce de bahsettiğin üzere Virgin Radio’da cuma geceleri bir program hazırlıyorsun yanılmıyorsam.

Evet, radyo benim için çok önemli bir yerde, kulüpten apayrı bir yerde hatta. 1995’den bu yana radyo dj’liği hayatımda hep oldu, düşünebiliyormusunuz, dile kolay tam onbeş senedir!
Power FM, Hür FM, Radio 2019, Radio FG, Power XL derken bugün Virgin Radio’da her Cuma 23.00-01.00 arası yayındayım; Şubat ayından itibaren de ayrıca 21.00-23.00 arası program yapıyor olacağım.

 

 


-Bugün belki böyle birşey söz konusu değildir ama, ilk kulüp yıllarına dönecek olursak, gelen alakasız istekler rahatsız edermiydi seni :) Örnekse kendi tarzınızı çalarken birisi gelip R & B ya da türkçe istediğinde...

Evet, bunlar her dj’in başına gelmiştir diye düşünüyorum, özellikle Türkiye’de bu işi yapmak gerçekten çok zor. Kesinlikle çok sabırlı olması gerekiyor insanın :)
 

-Kariyerine başlarken hedefin neydi? Kısa sürede Türkiye'de en bilinen en sevilen DJ'lerden birisi olacağını hayal etmişmiydin?

O zaman hem Türkiye’de hem de dünya’da böyle bir konuma geleceğimi düşünemezdim çünkü o zamanki dj’lik kavramı farklıydı. Bizler sadece dj’dik o zaman. Yurtdışında isim sahibi olabilmek için iyi bir dj olmanın yeterlı olmayacağını; prodüksiyon yapmak gerektiğini yani kendi parçalarınızı yapmanız gerektiğini öğrendik.
 

-Yaptığın müziği nasıl adlandırıyorsun?

100% dans müziği olarak adlandırıyorum. Beni dans ettiren ve beni etkileyen parçaları çaldım bugüne kadar hep ve bundan sonra da böyle devam edecek bu. DJ’likteki en önemli unsur, insanları dans ettirmek, mekandan mutlu ayrılmalarını sağlamak, aksi takdirde sizi bir daha dinlemeye gelmezler. Böyle olunca da sıradan bir dj olarak kalırsınız.
 

-Sence bu başarındaki etkenler neler? Yani herkes turntable başına geçip çalıyor, mix yapıyor... Sence DJ Tarkan'ın farkı nedir?

Farkım, az önce de bahsettiğim gibi müziğim. Bunun yanında kendi tarzınızın olması da çok önemli. Ard arda sıraladığınız parçalarla bir hikaye yazmalısınız yani sette, uyum olmalı yoksa parça mixlemeyi herkes er ya da geç öğrenir. Ama doğru bir şekilde doğru yerlerde geçmek, herkesin yapabildiği bir olay değil kesinlikle. Bunların yanıda yaratıcı da olmalı dj, müzik kulağı ve de kültürü de çok iyi olmalı, karşısında eğlenmek için gelmiş olan insanları da çok iyi etüd edebilmeli, onları kendi hikayesinin içine sokabilmelidir ve o hikayenin içinde sürükleyebilmelidir.

 

 



-Bilinirliğini ve fan kitleni arttıran organizasyon ya da prodüksiyon sence hangisiydi?

Bir ya da iki şey saymak haksızlık olur ama insanların beni çabuk fark etmelerinin sebebi sanırım az önce bahsettiğim konular. Bunun dışında dünya’ya açılmamı sağlayan en önemli iki parça “In a dream” ve “Ha Pardon” adlı parçalardır.
 

-Sence dans müziğine ilgi nasıl ülkemizde? İki albümün var, hedeflenen satışlara ulaştı mı mesela?

Dans müziğine ilgi ne yazıkkı her geçen gün azalıyor. Yanlış dj seçimleri, kotü ses sistemleri, yine yanlış yönetilen kulüpler ve devam eden ekonomik kriz, maalesef tüm gece hayatına darbe vurdu ve vurmaya da devam ediyor.
İki albümün de satışı çok iyi gitti hatta ikinci albüm çıkalı nerdeyse bir sene oldu fakat hala D& R’larda, en çok satan dans müzik albümleri sıralamsında zirvedeki yerini koruyor.
 

-5 yıl önce işi daha profesyonel boyuta taşıyıp bir de plak şirketi kurdunuz. Bu oluşum nasıl gerçekleşti ve projeleriniz neler?

Yunan prodüktör ve dj V-Sag ile birlikte kurduğunuz ‘NO SMOKING’ adlı plak şirketi, piyasaya kaliteli parçalar çıkarmanın yanında  sigara ve uyuşturucuya karşı bir ikili olarak plak şirketimizin de tüm dünyada böyle bilinmesini istedik. Bunun sebebi ise, insanların müziği dinlerken kesinlikle hiçbir uyuşturucu maddesi kullanmadan da keyif alabileceği, mutlu olabileceğidir.
Çalan dj’in müziğine konsantre oldukları zaman, yani seti başından sonuna kadar dinlerken kabindeki sanatçıyı hem izlemeleri hem de dikkatli bir şekilde dinlemeleri halinde, çok eğleneceklerdir, mutlu olacaklardır ve amaç bir yerlere yolculuk etmek ise, zaten o yolculuğa, istediklere yere oradaki dj tarafından götürüleceklerdir.
DJ, karşısındaki insanı müzikle yönetebilmelidir. O kabin, aslında uzaktan kumanda gibidir. İnsanları  dilediğin kadar dans ettirebilmeli, yaptığın müzikle onları sarhoş edebilmelisin. Kısacası az önce de söylediğim gibi dj, yolculuğa çıkarabilme yeteneğine sahip olmalıdır. İstediği zaman onları mutlu edebilmeli, istediği zaman da düşündürebilmeli, hüzünlendirebilmeli, hatta ağlatabilmelidir. Ancak bu meziyetlere sahip olan biri, gerçekten iyi bir dj sıfatını hak edebilir.

 

 


-DJ Mag Dergisi'nin anketinde bugüne kadar Top 100’e giren ilk Türk DJ ve prodüktör oldun. Neler hissettin, bu kariyerini nasıl etkiledi?

Ülkemizde bunu yeterince duyuramamış olsak da bir türk olarak tabiiki gurur verici bir olay. Kariyerimde çok fazla değşiklik olmadı aslında ama haber değeri çok yüksek bir olay diye düşünüyorum, az önce de söylediğim gibi. En çok yankının bu ülkede olması gerekiyordu ama ne yazıkki ülke insanının başarılarından çok fazla bahsedilmiyor çoğu zaman. Anketler aslında benim için çok önemli bir yer teşkil etmiyor çünkü bu tip oylamalrda ne yazıkki çok fazla haksızlıklar da olabiliyor; kısacası dilediği gibi at oynatabiliyor insanlar. Bundan dolayı benim için asıl önemli olan şey, dünya’nın dört bir yanını dolaşırken bir türk dj olarak, gittiğiniz her ülkede o kabine çıktığınız zaman, karşınızdaki insanlara unutulmaz bir gece yaşatmak. Böyle olduğu zaman zaten otomatikman yükselmeye başlıyorsunuz ki bu halkın gözü ve kulağıyla olduğu zaman çok daha sağlam ve kalıcı bir şekilde geliyorunuz demektir. Ben bugüne kadar basamakları hep birer birer çıkmayı tercih ettim o nedenle. Bir anda yükselip sonra ortadan kaybolmaktansa sağlam ve emin adımlarla yolunuzda ilerlemek kesinlikle daha doğru diye düşünüyorum.
 

-Tiesto, Roger Sanchez, Deep Dish, Paul Oakenfold gibi birçok ünlü isimle aynı kabini paylaştın ve sonrasında prodüktör olarak da bu isimlerle çeşitli projeler gerçekleştirdin. Uluslararası işlerinden bahsedermisin?

Dünya’nın en önemli isimleriyle aynı kabini paylaşmak elbette çok güzel, aynı zamanda bu sanatçıların birçogu benim parçalarımı çalıyorsa doğru yolda ilerliyorsunuz demektir. Her ne kadar Türkiye’de yaşayarak bu işi zorlaştırmış olsam da kendim için, er ya da geç dünya’nın en çok konuştuğu isim olacağım ve herkes DJ Tarkan isminin ne kadar güçlü bir isim olduğunu; bir türk’ün neler yapabileceğini görecek.

 
-Pekçok Avrupalının gözünde ne yazıkki hala Türkiye imajı tam olarak oturmadı. Yurt dışı performanslarında senin Türk olduğunu öğrendiklerinde nasıl tepkiler alıyorsun?

Ülkemizi bir Türk olarak gururla temsil ederken Türkiye’yi seven ve sempati duyan ülke çok aslında, özellikle Dünya Kupası’nda herkesin bizi ne kadar çok desteklediğini hiçbir zaman untmayacağım. O başarılı sonuçları aldığımız haftada Bulgaristan, Mısır ve Lübnan’da çalmıştım ve bu üç ülkede de Türkiye Milli Takımı’nın formasıyla çıkmıştım kabine ve herkes tarafından alkışlanmıştım. Hiçbir zaman untamayacağım anlardır bunlar benim için. Aslında tam ülkemize herkes sempati kazanmaya başlarken bir anda ülkemiz içinde kötü şeyler oluyor ve tabii bunlar anında dünya haberlerine giriyor ve bu sempati kayboluveriyor. Zaten yılar önce oluşan ve kolay kolay değiştiremeyeceğimiz bu önyargılar tam azalacakken en ufak bir olayda tekrar ortaya çıkıyor. Ülkemizin yıllarca kötü olarak tanıtılmış olması, çok olan güzel taraflarını deüil de az olan kötü taraflarının gösterilmiş olması, bugün Türkiye’ye önyargılı bakılmasının en önemli unsurlarından bir tanesidir ne yazıkki. Herşeye rağmen ben gittiğim yerlerde her yönümle ülkemizi en iyi şekilde temsil ettğime inanıyorum ve yukarıda da söylediğim gibi bununla gurur duyuyorum.

 


-Özellikle yurt dışında "Şıkıdım" Tarkan ile karıştırıldığın oldu mu hiç :)

Evet, az da olsa popstarımız Tarkan ile karıştırıldığım oluyor hatta bir olay var yaşanan, hemen anlatıyım:) Amerika’da, San Francisco’da çalmaya başlamadan bir bayan, CD’ye imzamı istediğini söylemiş. Ben de her zaman olduğu gibi hemen ilgilendim, ama bir baktım ki benim CD yerine Şarkıcı Tarkan’ın cd’si var elinde. Bak bakayım benziyormuyuz dedim, CD’yi de alıp yüzümün yanına koydum. Çok utandı bayan ve ben hemen alıp kendi CD’mi imzalayıp ona verdim. Gece boyunca da arkadaşlarıyla dans ettiğini fark ettim ve DJ Tarkan’ı da böylece amerikalı bayan arkadaşımıza tanıtmış oldum:)
 

 


- Hayalinde nasıl bir yerde ve nasıl bir izleyici topluluğuna çalmak var?

En büyük hayalim aslında kendi ülkemde müzik çalarken herkesi ya da karşımdaki insanların % 80’ini dans ederken görmek. Maalesef ülkemizde çok büyük bir özgüven sorunu var, neredeyse herkes kendini kasıyor, rahat olamıyor gittikleri mekanlarda. Gece hayatını, kulüplere ya da partilere gitmeyi, eğlenmeyi nedense çok farklı olarak algılamışlar, doğrusunu öğrenmek için de herhangi bir çaba sarf edilmiyor. Tek amacın “dans” olması gerekirken birçok kulübümüzde bunun tam aksini görebilirsiniz. Duran ve sohbet eden, etrafı gözlemleyen birçok insana bakarken mekanda çok hafif ve kısık müzik çalıyor ya da müzik çalmıyor zannederseniz, kulağınız duymuyor olsa. Bundan dolayı böyle bir hayal kurdum işte, bir gün bunun değişeceğine dair... Adı üzerinde: hayal.. :)

 


Atıl ATILGAN
atil@beedanismanlik.com

 

 


. 03.02.10 .1392 Okunma .
0 Yorum
DJ Tarkan dans müzik radyo



Yorumlar

İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Yorum Yapın

Adınız Soyadınız
  Nickname Kullanabilirsiniz
e-posta
    Sayfada Görüntülenmeyecektir
Yorumunuz
 
Güvenlik
 





Sürüş İzlenimleri





 Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden hiçbir şekilde kullanılamazlar.   © 2009-2011 Bee Danışmanlık Ltd.Şti. »  Sistem : ApeksWEB  »  Yazılım: Bildix