Modern züccaciyecilerde şöyle adamlar görüyorum:
Elinde tava, evirip çeviriyor.
Silikon kek kalıbını algılamaya çalışıyor, spatulanın kavrayışını test edip, kepçe seçiyor. İzlemesi çok hoş.
Yaş ortalaması kırk-kırk beş.
Saçlar kısa, siyah-beyaz alacalı, hafiften
Bruce Willis'e çalıyor. Kulakta küpe, tişörtten taşan kaslı kollar, kot ve eski bir spor ayakkabı ile tamamlanıyor hafta sonu halleri; ama inanılmaz ciddi duruyorlar.
Izgara için seçtiği
döküm tavaya tenis raketi muamelesi yapanını da gördüm.
Çok şirinler.
Hayatımdaki adam da, yaklaşık bir yıldır
artık mutfağa girmek istediğinden bahsediyor. Çok iyi yaptığı birkaç yemek olması lazımmış, illaki çorba ustası olmak istiyormuş, etler ondan sorulacakmış filan.
Verimli bir fikir, yanındayım; fakat şimdilik beni kimsenin tanımadığı, kariyer savaşları cangılından uzak yeni bir iş bulma konusunda desteğine ihtiyacım var.
Bir akşam eve
"sana iş buldum" diye gelse çok şahane olur.
Tohumlarını geniş bir coğrafyada en ücra köşelere bile nişan almayı isteyen erkek milletinin bu eğilimi değişim gösteriyor.
Tek gösterge mutfağa düşkünlük değil.
Değişim sinyallerini geçenlerde
Okan Bayülgen'in verdiği röportajda da fark ettim,
Richard Gere'inkinde de.
"
Kocacı" kadınlardan sonra "
karıcı" adamlar türemeye başladı.
(Uff! Çok fena bir uyarlama oldu bu ya!)
Yüzünü mutfağa dönüp, karısının ense kökünün cazibesine kapılan bu erkekler, en büyük şansları olarak evliliklerini gösteriyor ve ona dokunmak, onunla olmak,
aile kurmak filan diye
huşu içinde beyanat veriyorlar.
Bunun şaşılacak bir tarafı yok aslında.
İnsan gelişiminin süreklilik göstermesi ve pek tabii şu kurtulamadığımız "
onaylanma" ihtiyacı için illaki başkalarına gereksinim duyuyoruz. Genelde bu birlikte olgunlaşmak meselesi kavgalar, kıskançlıklar, ortak olmayan zevkler gibi nedenlerle kesintiye uğruyor.
Asabımız bozuluyor ve yolculukta sıklıkla duraklıyoruz.
Küskünlükler, kırgınlıklar giriyor araya.
Güç birliği yapmak bu şartlar altında zorlaşıyor.
Rasgele ilişkilerle kendini gerçekleştirmek hayal oluyor.
Yola herkestfen ve her şeyden yalıtılmış olarak devam edemeyeceğine göre...
Sadece birlikte yaşam, evlilik gibi uzun beraberlikler bize gelişme olanağı sağlayan, yüreklendirici ilişkiler.
Şimdi erkekler buna mı aydı dersiniz?
Olayın didaktik tarafı bir yana, fazla da bir şey beklememek gerek. Yeni bir dönemin kapılarının açıldığını düşünmek, hele de bekarlar için fazla, "Ümit" Besen olur. Kadınların evlilik konusundaki tutturukluğu her birinin
"kişisel gelişim" sevdasından kaynaklanmasa da doğrunun peşinden çoğunlukla içgüdüsel olarak giden varlıklarız.
Şimdilik
"çorba ustası olucam" diyen erkekleri şirin bularak,
"karım, evliliğim, çocuklarım" diye "mırlayan" erkeklerin röp.lerini okumanın keyfini çıkarmalı.
Duygu Yılmaz Okutan
duyguokutan@gmail.com